2. Aldatma
İlk başlıkta bahsettiğimiz kışkırtmanın karşı taraf için en uygunu olabilir benim için. Büyük ve kudretli ordular sahada dolanır, düşmanının karşısına çıkmasını bekler ama küçük ordular da daha doğrusu sayı üstünlüğü çok büyük bir dezavantaj olan ordular, düşmanının doğrudan karşısına çıkmak yerine onları beklemedikleri yerden vurabilir. Bu hem bir psikolojik hem de stratejik hamledir. Malazgirt Meydanı’nda Sultan Alparslan’ın yaptığı hamle tam da budur. Romen Diyojen önderliğindeki Doğu Roma ordusu dönemin kaynaklarına göre Selçuklu ordusunun dört katıydı. 26 Ağustos 1071 Cuma sabahı Roma ordusu atağa kalktı, bu sırada Selçuklu birlikleri de karşı saldırıya geçti. Bir süre göğüs göğüse çarpıştıktan sonra geri çekilmeye başladı. Bu çekilme korkudan veya da yenilgiye uğradıklarından dolayı değil binlerce yıllık Türk savaş taktiği olan Hilal, Turan, Kurtkapanı gibi isimlerle anılan taktiğin uygulanışıydı. Kaçan askerleri gören Romalılar zaferin verdiği sarhoşluk hissine kapılıp kovalamaya başladılar. Ancak tam o anda tepelerin ardından gelen atlı birlikleri fark ettiler. Atına kanat takıp üzerlerine gelen inanmış askerleri. Hafif süvari olan Selçuklu atlı birliği, zırhlı ve oldukça hantal olan Roma lejyonlarını çepeçevre sardı, kaçma havası veren diğer birlikler geri döndü ve atağa kalktılar. Doğu Roma ordusunda paralı askerlik yapan Peçenekler de saf değiştirip soydaşlarının yanında savaşmışlardır. Bu olayları takiben Doğu Roma ordusu mutlak bir yenilgi almış ve imparatorları Romen Diyojen, Selçuklular’ın eline esir düşmüştür.
İşte aslında küçük ve basit gibi görünen bir taktiktir ama nice büyük ve mağrur orduları, hükümdarları tarihe gömmüştür. Bu taktiğin ilk kullanıcısı, diğer bir deyişle mucidi -Türklerin benim için en büyük lideri- Mete Han’dır. Kendisinin en büyüklerden olmasının sebebi psikolojik harbi iyi bilmesidir. O da Baideng Muharebesi’nde kendinden kat kat fazla büyük Çin ordusunu yenmişti ancak orada çok önemli bir psikolojik harp terimi ve sıradaki başlık olan “manipülasyon” var.
3. Manipülasyon
MÖ 200 yılında Hun-Çin Savaşı patlak vermiştir. Bazı kaynaklar, Hun ordusunun 20 bin, Çin ordusunun 300 bin gibi mevcuda sahip olduğunu yazar. Ancak günümüzdeki tarihçiler, bu sayıların abartılı olduğunu söylerler. Teki bir yönde birleşirler ki o da Çin ordusunun, Hun ordusundan kat ve kat fazla olduğudur. Muharebe alanı Baideng olarak geçer. Mete Han, Çin ordusunu, kendi ordusunun alışık olduğu iklim şartlarına yani soğuk bozkır coğrafyasına çekmiştir (aslında bu yaptığı da bir harp taktiğidir). İmparator Gaozu önderliğindeki Çin ordusu, kendinden çok küçük sayıda olan Hun ordusunu yenmek için takibe başladı. Soğuğa alışık olmayan Çin askerleri bu şartlarda çok zorlandı. İmparator Gaozu, özellikle okçularını, en büyük gücünü soğuktan ellerini kullanamadıkları için kendi ayağına sıkarak büyük ölçüde kullanılamaz hâle getirmiş oldu. Ordunun hızı yavaşladı, bu durumu fark eden Gaozu, sadece atlı birlikleriyle Hun ordusunu takibe devam etti. Mete Han ise tam da bunu planladığı ve Gaozu’nun kendisinin izini kaybetmemesi için zaman zaman kendi ordusunun hızını düşürdü. Bu sayede Çinliler takibi sürdürebildiler. Bu takip günlerce sürdü ve bir istirahat sırasında Hun karargahına Çin heyeti geldi. Barış görüşmesi için geldiklerini söylediler ancak tabii ki Mete Han onların gözlemci olduğunu biliyordu. O heyetin asıl amacı ordunun durumu, kaç askeri var, kaç atı var, ordu ne durumda? İşte bundan dolayı Mete Han, ordugahta yaşlı askerleri, zayıf atları gösterdi, Çin ordusunu yanlış düşünceye itti. Kendisinin gerçekten güçsüz olduğundan dolayı kaçtığına, geri çekildiğine inandırdı. Vakit geldi Baideng Meydan Muharebesi’nde Çin’i yendi ve kendi şartlarına göre Çin’i kontrolü altına aldı. İşte bu bir örnektir. Manipülasyon, harp sahasında zafere giden yolda önemli bir eşiktir. Bunu çok iyi bilen komutanlar, daima kazanan olmuştur. Bilmeyenlerse acı bir son ile öğrenmiştir. İtalyan siyaset felsefecisi Niccolo Machiavelli de bu terime önem vermiştir. Hatta kendi felsefesi olan “Makyavelizm” çoğunlukla manipülasyondan beslenir ve oldukça faydalanır. Düşmanı yenmek için her yolun mübah olduğunu söyler. İşte manipülasyon harpte bu kadar önemli bir yer tutar. Koca bir ordunun, devletin, milletin yok oluşuna giden kapıyı tıklatan bir cellat olabilir.
Genel olarak psikolojik harbin temelleri bu üçüdür. Ancak tabii ki bunlara ek olanlar da var, onlar ise başka bir yazının konusu.
Abdulsamet Özcan
